25 Aralık 2007 Salı

sanat sanat içindir akımının öncülerinden leylaaaa

Sağ baştan 1. alto olaraktan yer aldığım korodaki, devlet çok sesli korosu tenorlarından olan hocamızın isteği doğrultusunda, "bir pergel, bir kalem, bir de çikolata" değilse de bir senfoni, bir opera, bir de bale alacaktım. Bu yoğunlukta bize acıyan hocamız kararını değiştirince bale zorunluluğu ortadan kalktı. Ben de düştüm Bilkent yollarına, işi gereği gezmediği yer, tatmadığı zevk kalmayan acunu anarak. Acun kadar olmasa da benimki de güzel sayılabilirdi, bütün ödevlerimiz bu kıvamda olsa dünya daha iyi olabilirdi. Ben şu an proje olarak yaprak toplama makinasından daha anlamlı şeyler yapıyo olabilirdim mesela. Bir motor dişlisinin fiyatının 5 milyon civarında olduğunu bilmeyebilirdim. Hem dişli bulamamak her normal isnan gibi benim hayatımda da anlamlı bi yer teşkil etmezdi.



Neyse efendim, Tunustan konser için kaldırılan servise takdirlerimi ve şükranlarımı sunarken arka koltuktaki belgin doruk sesinin gerçek sahibi olduğuna inandığım teyzelerin konuşmaları, beni nereye gittiğim konusunda derin kuşkulara gark etti. And dağlarının yükseliğinden bahseden teyzelerin yanında ben jack'in ezilen yüreğiydim.



Bilkent senfoni orkestrasını zevkle dinleyeceğimi zannediyordum ben; gerim gerim gerilmek, konserin orta yerinde zengin kalkışı yapma isteği (en son semra hocanın etik dersinde olmuştu) ve avcıdan kaçan bi bugs bunny planlarım arasında değildi. Bu konser için özel olarak şu an ismini veremeyeceğim piyanistin parmaklarından çıkan nağmeler tahsis edilmişti, ama o nağmeleri alsan da bi sapıkdelik filme falan koysan bence iyi gidebilirdi. Arada hızlanan kısımlarda ise gözümün önüne bugs bunnynin gelmesine engel olamadım. Artık çizgi filme o klasik müzikleri çok mu güzel yedirmişler, bizim kuşak kanal d çizgi film kuşağının çok mu içinde kalmış bilemedim. Benim bildiğim: müzik hılzanıyor, bugs bunny avcıya tuzak kuruyor, avcı gıcık oluyor, bugs bunny kaçıyor, avcının kel kafası önde elinde tüfeği bugs bunny'yi kovalıyor.



Derken konser bitti. İşin kötüsü buna yorum yazmak lazım. Acaba üstte yazdıklarımı olduğu gibi versem notumu çok etkiler mi:)



Opera olarak ise, verdinin la traviatasını seçerek gayet iyi bi iş yapmışım. Zaten birçok türk filmi de konusunu ondan almış. Bazı sahneler biraz tekdüze kalsa da izlenmeye değer bir opera. Başrolün üstünde ciddi bi yük var. Başrolü oynayan teyzemin sesinin yanısıra hafızası da benim için feci halde ulaşılmaz. Şimdilik ben ve arkadaşlarım 7 şarkılık repertuarımızla Kemal Kurdaş'tayız efendim. Bu çarşamba, yılbaşı konserinde...