20 Kasım 2009 Cuma

behlülün bihterin burnuna kondurduğuverdiği pek sevimli öpücükler

şimdi yumuşak hareketlerle burnunu öp
şimdi dudaktan gir
şimdi yine burnunu öp
sakın yanağını öpme

şeklinde direktifler alıyor galiba.

tabi şimdi sadece dudaktan öpse olmaz, kızdan faydalanmak istiyo olur. ama işbu burun öpücükleri devreye girince hem aşık hem tutkulu oluyo. alnından öpse? olmaaaz. ne öyle kutsuyo gibi. ama burun.. ah o burun. küçük, sevimli. burda sadece sevişmiyoruz taam mı mesajlarının subliminal temsilcisi. bide süblimleşme vardı neydi o.

ha bide seni çok seviyoruma bi kere de ben de diye karşılık versinler ya. ben de deyince daha mı az sevmiş oluyo, mazallah o tutkuyu seyirciye veremiyolar mı?

ben de oturup bunları düşünüyorum işte.

09 Kasım 2009 Pazartesi

dişçiler ve işletmeciler

dolgu üstüne dolgu yaptırıyorum. o diş uyuşturan şey yüzünden hiç ağzımı oynatmadan konuşuyorum. adeta bir firdevs hanımım. FIRDEVS yazıp nerelere göndersem bilemiyorum. sol yanımla çiğnemeye kasınca sanki ağzım sola doğru kayıyor. annelerin "ağzın öyle kalır bak sonra" türevi cümleleri gerçekleşecekmişçesine rahatsız oluyorum bundan. dudaklarımı sağa doğru geri çekiştiresim geliyo eski haline döndürmek için.

dişçilerin dişlerime karşı farklı yaklaşımlarına da anlam veremiyorum. diş yahu altı üstü, nası olacağı belli değil mi, borsa mı bu hepiniz farklı şey söylüyonuz.

dişçilerin yanında diş hekimi demek için ister istemez kasar hale gelmişim bide, bunu fark ettim. oysa kimse bana, dişçi değil yalnız, diş hekimi, demedi. ama işte sanki pot kıracakmışım gibi geliyo dişçi diyince. oysa ne var yahu, niye hassaslık yapıyonuz ki, bizim mesleğin adı işletmecilik, işletme uzmanı demelerini beklemiyoruz.

bu arada işletme bilim değil, ama ekonomi bilim. hey allahım yarabbim ya. yok ben işletme bilimdir falan demiyorum, ekonomiye de saygımız sonsuz, da... bu karşılaştırmayı hangi kompleksli ekonomist çıkarmış da, 18 yaşında hiçbi şeyden haberi olmayan insanların kulağına çalıp neden iktisat tercih ettiklerini açıklarken bilmiş bilmiş bu cümleyi kurmalarına neden olmuş, onu merak ediyorum. mühendislik seçerken bilim mi değil mi diye düşünücek miydin. o zaman sus işine bak.

08 Kasım 2009 Pazar

çok depresif görünen bi yazı oldu, yani o kadar da değil aslında

hastayım. yeni hayatıma başlamak üzereyim. hastalığım bitsin, başlıycam.

hastayken yeni hayatımın acaba nasıl olacağı üzerine sorular geliyor aklıma, ama cevap vermeye halim yok. halim olsa da veremem zaten. ben de bilmiyorum. şimdilik aklıma gelen soruları yeni hayatımın da iyi olabileceğini, korkacak bişey olmadığını söyleyip geçiştiriyorum. soruları ben soruyorum. tatmin etmeyecek geçiştirmeleri ben yapıyorum. insanın kendi kendini geçiştirmesi işte böyle bir şey.

hastalığım epey geçti aslında. ama tam geçmeden ankaraya dönmem annemlerce engelleniyor. bu engellemeyi haklı bulmak işime geliyor. dönünce bana sıkıntı veren bir tezle tam anlamıyla baş başayım. dönmeden tezle birbirimize ısınmamız lazım, yoksa birlikte yapamayız.

dönünce birçok şeyle başbaşayım. hiçbiri insan değil.

03 Kasım 2009 Salı

bazı zamanlarda

sevdiğim insanlarla ayrı şehirlerde yaşamaya fazlaca sinirleniyorum.
yeteeeeeer diye bağırmak istiyorum

da

kime bağırayım.

evlenmek

gün geliyor ablanız sizinle değil de elin oğluyla yaşamaya başlıyor.
hayatının geri kalanını sizinle değil de eskiden hiç tanımadığı bilmediği dolayısıyla sevmediği başka biriyle geçirecek.
oysa bebeklikten beri sizinle.
sizi doğduğunuzdan beri seviyor.
birçok ortak yanınız var.
bi kere ebeveynleriniz aynı.
birbirinize benziyorsunuz.
yıllarını sizinle birlikte geçirmiş.
yani ondan çok önce siz varsınız.
o gelirken siz dönüyosunuz.
ama yok.
alakasız biri gün geliyor sizden daha iyi bir pozisyona geçiveriyor.
ablanızla sizden daha çok vakit geçiriyor.
sizin yerinize o ablanızla aynı evde kalıyor.
ablanızı her gün siz değil o görüyor.

büyük haksızlık.
hem de çok.

12 Ekim 2009 Pazartesi

terenenen nerenennen terenennennennenni yar

aceba bir bütün günü verimli geçireceğim zamanlar da gelecek mi?
hayır bugüne kadar okulu bi şekilde idare ettim hadi de, işe girince canım istemiyo diye işten de kaçamam herhalde.

büyümek zor bişi. ben büyümeyi kafamda oturtamıyorum. büyümeyi istediğimden de emin değilim. sadece yaşla büyünmüyor. (freud'um zaman zaman). kafamdaki türlü problemi çözmeye de - derse olduğu gibi - üşendiğimden internetten dizi izlemek daha kolay geliyor. başkalarının hayatlarını izlemek kendi hayatını yaşamaktan daha basit sanki. kendi problemlerindense onların problemlerinin çözülmesi de öyle.

02 Ekim 2009 Cuma

ey sample!

beni uğraştırmadan neden o şeyi şık diye aldığınızı söyleyin.
şöyle söyleyin mesela: çünkü iş ortamında bu benim imajıma imaj katıyo, beni karizmatik gösteriyo.
bi de ne dediğinizi anlamakla uğraşmıyım.